İslam dini geldiği ilk günden itibaren “oku” emriyle başlamıştır. Bu tesadüf değildir. Çünkü okumak demek öğrenmek, öğrenmek demek ilim sahibi olmak, ilim sahibi olmak da hayatı anlamlandırmak ve geliştirmek demektir. Bugün teknoloji dediğimiz şey, aslında ilmin pratiğe dönüşmüş halidir. Müslümanlar tarih boyunca ilimde öncü olmuşlar, hastaneler kurmuşlar, yıldızları haritalandırmışlar, cerrahi aletler icat etmişlerdir. Peki günümüzde teknoloji konusunda geri kaldıysak, bu İslam’dan mı kaynaklanıyor yoksa bizim İslam’ı yanlış anlamaktan mı?
Bu İçerikte Okuyacaklarınız :
İslam’da Teknoloji Kavramı
Teknoloji denince akla hemen bilgisayar, telefon, yapay zeka gibi şeyler gelir ama aslında mesele bundan çok daha geniştir. Bir çiftçinin toprağı daha verimli ekmesi için kullandığı yöntem de teknoloji, bir cerrahın hastayı iyileştirmek için geliştirdiği teknik de teknoloji. Yani teknoloji, hayatı kolaylaştıran, insanlara fayda sağlayan her türlü bilgi ve buluştur.
İslam’a baktığımızda görürüz ki, din insanı halife yani yeryüzünün sorumlusu olarak tanımlar. Bu sorumluluk ne demek? Dünyayı imar etmek, adaleti sağlamak, insanlara faydalı olmak. Peki bunları yaparken bilgisiz, beceriksiz, gelişmemiş araçlarla mı hareket edilecek? Elbette hayır. Peygamber Efendimiz döneminde bile hendek kazma fikri gibi yeni yöntemler denenmiş, savaşta daha etkili teknikler geliştirilmiştir.
İslam medeniyeti tarihine bakın. Abbasi döneminde Bağdat’ta kütüphaneler kurulmuş, hastaneler açılmış, astronomi rasathaneleri inşa edilmiş. Müslüman bilginler cerrahi yapıyor, göz ameliyatları gerçekleştiriyor, kimyada deneyler yapıyordu. Cebir dediğimiz matematik dalının adı bile Müslüman bir alimin isminden gelir: El-Harezmi. Bunların hepsi teknolojik gelişmelerdir.
Ama tabii ki İslam teknolojiye sınırsız bir yeşil ışık yakmaz. Her şeyin bir ahlaki sınırı vardır. Atom enerjisini elektrik üretmek için kullanmak başka, şehirleri yok etmek için bomba yapmak başka. Gen teknolojisi ile hastalıkları tedavi etmek güzel, ama Allah’ın yarattığı insanı baştan yaratmaya kalkmak sınır ihlalidir. İşte İslam, teknolojiyi teşvik ederken onu ahlaki bir çerçeveye de oturtur.
Teknoloji Geçen Ayetler
Kur’an’da “teknoloji” kelimesi geçmez elbette, ama teknolojinin temelini oluşturan ilim, keşif, araştırma ve yaratılışı inceleme konularında yüzlerce ayet vardır. Hatta bazı ayetler Hz. Davud’a demir işlemeyi öğrettiğinden, Hz. Süleyman’a bakır eritme tekniğini verdiğinden bahseder.
Enbiya Suresi’nde Allah şöyle buyurur: “Biz ona sizin için zırh yapmayı öğrettik ki, savaşta sizi korusun. Şimdi şükredecek misiniz?” Bu ne demek? Hz. Davud’a demir işleme tekniği öğretilmiş. O dönemde demir işlemek, zırh yapmak ileri teknoloji sayılır. Yani Allah bu bilgiyi kuluna öğretmiş, o da bu bilgiyle insanları korumuş.
Sebe Suresi’nde ise Hz. Süleyman’dan bahsedilir: “Süleyman’a rüzgarı musahhar kıldık. Sabah esişi bir aylık mesafe, akşam esişi de bir aylık mesafe kat eder. Ona eritilmiş bakır madenini akıttıkdik.” Bakır eritme, madencilik, rüzgarı kullanma… Bunların hepsi o dönemin teknolojisidir ve Kur’an bunları övgüyle anlatır.
Kehf Suresi’nde Zülkarneyn’in yaptığı sed anlatılır. “Bana demir levhalar getirin” der. Sonra körüklerle demiri ısıtır, üzerine eritilmiş bakır döker. İki dağ arasına öyle bir bariyer yapar ki, kimse geçemez. Bu mühendislik, metalurji, inşaat bilgisidir. Kur’an bu yapıyı hayretle anlatır.
Bunların dışında “Akletmez misiniz?”, “Düşünmez misiniz?”, “Görmez misiniz?” diye biten onlarca ayet var. Allah insanı sürekli düşünmeye, evreni incelemeye, çıkarımlar yapmaya davet ediyor. İşte bu davete uyan Müslümanlar tarih boyunca bilimde öncü olmuşlardır.
Hadislerde Teknoloji Geçiyor mu?
Peygamber Efendimiz “İlim Çin’de bile olsa gidin alın” buyurmuştur. Çin o dönem dünyanın öbür ucudur. Yani ne kadar uzak olursa olsun, hangi dinden, hangi milletten olursa olsun, ilim neredeyse oraya gidin diyor. Bu anlayışla Müslümanlar Hint rakamlarını almış, Yunan felsefesini tercüme etmiş, İran astronomisinden faydalanmıştır.
Bir başka hadiste “Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah ona cennet yolunu kolaylaştırır” buyurulur. İlim sadece Kur’an ve hadis değildir. Tıp da ilimdir, matematik da, fizik de. Hepsi insanlığa fayda sağlar, hepsi Allah’ın yaratılışını anlamaya vesile olur.
Peygamber Efendimiz hurma aşılama konusunda Medinelilerin teknik bilgisine müdahale etmemiş, onların bu işi kendisinden daha iyi bildiklerini söylemiştir. “Dünya işlerinizi siz daha iyi bilirsiniz” buyurmuştur. Bu ne demek? Uzmanlığa saygı, teknik bilgiye değer vermek demek.
Hendek Savaşı’nda Selman-ı Farisi’nin hendek kazma önerisini Peygamber Efendimiz kabul etmiştir. O dönem için hendek kazmak bir tür yenilikti. Peygamberimiz bu yeniliğe açık olmuş, düşmanı durdurmak için farklı bir yöntem denemekten çekinmemiştir.
İslam ilme ve teknolojiye asla karşı değildir. Bilakis teşvik eder. Müslümanlar tarihte bilimin öncüsüydü, bugün geri kalmışsa bu İslam’ın suçu değil, bizim İslam’ı doğru yaşamamızdan kaynaklanıyor. Allah bize akıl vermiş, düşünmemizi istiyor. Teknoloji de aklın ürünüdür. O halde bizim vazifemiz teknolojiyi geliştirmektir.
